• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
Mehmet METİNER

Çözüm sürecinde yeni evre

5.11.2014 08:36:11

 

Çözüm sürecinde yeni evre

AK Parti'nin 1-2 Kasım tarihleri arasında Afyonkarahisar'da yapılan 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda münhasıran çözüm süreci masaya yatırıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay'ın moderatörlüğünde yapılan oturumda Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Yalçın Akdoğan ile İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konuştular. Birbirinden değerli sunumlar yaptılar. AK Parti milletvekillerinin konuyla ilgili sorularına cevap verdiler.

Gördüğüm o ki çözüm süreci emin ellerde.

Hükümetin konuyla ilgili bakanları dışarda ve içerde olup bitenleri büyük bir dikkatle izleyip derin bir analizle anında politikaya dönüştürebiliyorlar.

Varlıklarına duyduğum güven kendilerini dinledikten sonra bir kat daha arttı.

Başbakan Davutoğlu'nun çözüm sürecine verdiği önem ortada.

Gerek Genel Başkan seçildiği kongrede, gerekse sonrasında yaptığı tüm konuşmalarda bölgenin tek ve en önemli başarı hikayesi olarak tanımladığı çözüm sürecini nasıl olmazsa olmaz bir önemde gördüğünü hep vurgulayıp durdu.

Afyonkarahisar'daki kampın açılış ve kapanış konuşmalarında da çözüm sürecine dair inancını ve kararlılığını bir kez daha vurguladı.

***

Çözüm sürecinde yeni bir evre başlıyor.

Yeni bir paradigma eşliğinde.

Çözüm sürecinin devam etmesi konusunda herkes hemfikir.

Herkesin hemfikir olduğu bir diğer konu da, kamu düzeninin mutlaka tesis edilmesi…

Kamu düzeni ile çözüm sürecinin birbirinin alternatifi olmadığını Başbakan Davutoğlu mütemadiyen söylüyor.

Doğru denklem şu:

Çözüm sürecinin başarısı için kamu düzeni gerekli.

Çözüm süreci ne kadar olmazsa olmaz bir öneme sahip ise kamu düzeni ve güvenliği de olmazsa olmaz bir öneme sahiptir.

Kamu düzeni olmadan çözüm süreci olmaz.

Kendi düzenini kendisi kurmak isteyenlerle çözüm sürecinde partnerlik yapılamaz.

Başbakan Davutoğlu'nun, 'Hem çözüm süreci devam edecek, hem de kamu düzeni korunacak' biçiminde özetlenebilecek yaklaşımı, çözüm sürecindeki yeni evrenin paradigmasını oluşturuyor.

***

Çözüm süreciyle ilgili oturumda kimi basın yayın organlarına intikal eden yanlış haberler oldu.

O toplantıda baştan sona bulunan biri olarak diyebilirim ki, çözüm sürecinin kendisine yönelik herhangi bir itiraz olmadığı gibi çözüm sürecinin istikametinin yanlışlığına dair herhangi bir uyarı da yapılmadı.

Çözüm sürecinin yeni dönemde nasıl bir yol takip etmesi konusunda ortaya konulan mülahazalar birbirini bütünler mahiyetteydi.

Kuşkusuz AK Parti toplumun hassasiyetlerini düşünerek, daha doğrusu bütün bir Türkiye'nin hassasiyetlerini düşünerek politika üreten bir partidir.

O yüzden çözüm sürecinin siyasi yol haritasını ortak bir akıl çerçevesinde yeniden belirlemek 2015 seçimleri öncesinde büyük bir öneme sahip.

Çözüm sürecinin siyaseten kaybedeni AK Parti olursa son tahlilde Türkiye kaybetmiş olacaktır.

Çözüm oturumunda olumlu-olumsuz bütün sonuçlar masaya yatırılmış ve sonuçta herkes o masadan Başbakan Davutoğlu'nun çok özlü bir biçimde formüle ettiği 'çözüm süreci de kamu düzeni de korunacak' anlayışıyla kalkmıştır.

***

Biliyorum, o birileri bu yeni evreyi, 'güvenlikçi politikalara geri dönüş' biçiminde yorumlayacaklar.

Hiç alakası yok.

Güvenlik-demokrasi denklemini doğru oturtmadan çözüm sürecinde yol alınamayacağını söylemeye bile gerek yok.

Bölgenin dengeleri değişti.

'Eski bölge'de ret, inkar ve asimilasyon politikalarına dayalı despotik güvenlikçi bir rejim vardı. OHAL bunun sembolüydü. JİTEM bunun vurucu gücüydü.

AK Parti iktidarıyla beraber ret, inkar ve asimilasyon anlayışı tarihe uğurlandı. Kürt meselesinde çok radikal adımlar atıldı. Kürt meselesi kimlik ve aidiyet düzeyinde çözüldü. Despotik güvenlikçi rejimin sembolü olan OHAL ve JİTEM kaldırıldı.

O tarihlerde bölgede Kürt vatandaşlarımız demokrasi talep ederlerdi.

Şimdi ise devletten güvenlik talep ediyorlar.

Çünkü PKK kendi OHAL rejimini kurmaya çalıştı. JİTEM'in yerini aldı.

Çözüm sürecinde hükümetin hassasiyetini yanlış anladı.

Kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere baskı uyguladı.

Stalinist örgüt anlayışına dayalı bir silahlı hegemonya alanı oluşturmaya kalkıştı.

Paralel bir devlet yapılanmasına gitti.

Kamu düzenini ihlal etti.

Kobani bahanesiyle AK Parti hükümetini alaşağı etmeyi düşünen ülkeler ve gruplarla işbirliği yoluna gitti.

'Her yer Kobani!' diyerek bölgeyi Kobanileştirmeye, yani kendi hakimiyetindeki bölgeye dönüştürme arayışına yöneldi.

Çözüm süreci için belirlenen yol haritasında öngörülen, 'Kamu düzenine uyma' sözünü bir kenara itti.

Bölgede korkunç bir baskı mekanizması oluşturan PKK'ya karşı artık bölge halkı devletten güvenlik talep ediyor.

'İç güvenlik reformu', işte bu haklı talebin bir ürünüdür.

Bölgenin bu değişimini doğru okumayanlar, hala o eski 'güvenlikçi anlayışa geri dönülmemeli' ezberi üzerinden konuşmaya devam ediyorlar.

Oysa 'Çözüm süreci de kamu düzeni de korunacak' paradigması, hem bölge halkının talep ettiği kamu düzenini tesis etmeyi, hem de demokrasiyi derinleştirmeyi öngörüyor; o eski güvenlikçi politikalara dönmeyi değil.

***

Birileri AK Parti'ye 2015 seçimlerinde kendi ipini çektirmek istiyor besbelli.

AK Parti'yi henüz tanımamışlar anlaşılan.

Doğuda HDP'ye, batıda MHP'ye siyaseten güç kazandıracak politikaların sahibi olacak kadar siyasi basiretten yoksun değiliz çok şükür.

Unutulmamalıdır ki çözüm sürecinin başarısızlığı en başta Kürtlere kaybettirecektir.

HDP'nin Kürtlere kaybettirecek politikalarını mahkum etmek, o yüzden Kürtlerin boynunun borcudur.

CHP ve MHP'nin Türklere de kaybettirecek çözüm karşıtı politikalarını mahkum etmek de Türklerin boynunun borcudur.

AK Parti'nin herkese kazandıracak 'çözüm süreci de kamu düzeni de korunacak' anlayışına herkesin dört elle sarılması gerektiğine inanıyorum.

Bu Yazıyı Paylaşın:  Facebook Twitter Oyyla Blogger Google Tumblr
Yazarın Diğer Yazıları
8.1.2015 12:20:04
24.12.2014 21:25:52
10.12.2014 00:29:55
3.12.2014 08:58:57
21.11.2014 09:05:58
5.11.2014 08:36:11
24.10.2014 01:35:35
16.10.2014 15:24:50
Okuyucu Yorumları
Okur Yorumları
Hava Durumu