• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
Mehmet ULUÇAY

KERBELA OLAYINA DÖŞENEN TAŞLAR( 9)

14.9.2020 13:31:42

   Bir yönetimin “saltanat” olması için adının illa da padişahlık, krallık, meliklik olması gerekmemekteydi. Bu pekâlâ kendisini çoğulcu diye niteleyen günümüz demokrasileri için de geçerliydi’. Hatta adı krallık olduğu halde tarihte adalete ve hukukun üstünlüğüne dayanan yönetimler olduğu gibi, adı demokrasi olduğu halde zümre ya da meclis saltanatına dayanan rejimler de vardı.      Adı ister monarşi, ister oligarşi, ister demokrasi, ne olursa olsun saltanat bir imtiyaz rejimiydi.”(shf27)       “Resulullah (s)’a gelince, o bir kul gibi yeyip bir kul gibi yaşamakla övünmüştü. Karşısında titreyen bir bedeviye ‘Ne titriyorsun” diyerek, Kayser ve Kisra gibi saltanat sahibi olmadığını, kendisi gibi biri olduğunu vurguluyordu. Titizlikle uyguladığı ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesine halel getirmiyordu.”Ben kimin sırtına haksız yere vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun” uyarısı karşısında hak talep eden Ukkaşe(r) dönüp: “Haydi al hakkını!” diyecek kadar hukuka riayet ediyordu. Bu sahabinin türbesi K.Maraş-İslâhiye arasındadır. Bu yöredeki “Ökkaş”ismi bu sahabinin isminden dolayıdır. “Sıffin savaşında,… Kılıçlar konuştu. Muharebe başladı.. Hz. Ali (r) ordusuna şu öğütte bulundu:

“-Dikkat ediniz! Savaşa önce siz girmeyiniz. Onlar saldırmadıkça hücum etmeyiniz. Eğer onları yenerseniz kaçanların peşine takılmayınız. Kaçanların ve muharebeden çekilenleri öldürmeyiniz. Yaralılara saldırmayınız. Kimsenin elbisesini soymayınız. Ölülerin burun ve kulaklarını kesmeyiniz Kimsenin hanesine tecavüz etmeyiniz, malını yağmalamayınız. Size küfretseler dahi kadınlara dokunmayız. Doç.Dr Niyazi Kahveci a.g.e shf.60).”Diyerek zalimleri koruyordu.Bu dönemde moda olan taşkınlıklardan biri de, cahiliye adetlerinden olan cesetlere zulmetmekti. Üstelik zulmedilen bu cesetler Allah Resulünün güzide ashabının cesetleriydi.

Cesedin kellesini gövdesinden koparma zulmü ilk defa Ammar b. Yasir (r)’e yapılmıştı. Bahşiş almak için kesilen kelleler Muaviye’ye getiriliyordu. Sahabeden Amr b. Hamık’m cesedi de aynı akıbete uğradı. Bir farkla ki; bu kez halifenin emriyle kesik baş şehir şehir dolaştırılıp teşhir ediliyordu.  Aynı işlem kendi kuşaklarının öncüleri olan Muhammed b. Ebi Bekir, Numan b. Beşir ve Mus’ab b. Zübeyr’e de yapılacak, birincisinin cesedi sonunda bir eşek leşiyle birlikte yakılacaktır.

Muaviye ölüm döşeğinde iken oğlu Yezide: “Oğulcuğum; bu işi (devlet) senin ayağına kadar getirdim. Her şeyi sana kolaylaştırdım. Düşmanlarını sana karşı alçalttım. Arapları sana boyun eğdirdim. Hiç kimsenin bir araya getirmediği malı senin için bir araya getirdim.

“Ben sana dört kişi dışında kimsenin zorluk çıkarmasından korkmuyorum. Ali’nin oğlu ‘Hüseyin, Ömer’in. Oğlu Abdullah, Zübeyr’in oğlu Abdullah, Ebubekir’in oğlu Abdurrahman.

“Ömer’in oğlu Abdullah tek kalırsa sana biat eder. Kıyama kaldırıncaya kadar Hüseyin’in yakasını ıraklılar bırakmaz. Eğer öyle yaparsa sen kazançlı çıkarsın. Eğer kalkmazsa sen de güzel davranırsın. Ebubekir’in oğluna gelince; o arkadaşlarına bakar, onlar ne yaparsa oda onu yapar. 0 hayata düşkündür yaşamayı sever.

“Amma Zübeyr’in oğlu var ya; işte o arslanın gücüyle, tilkinin hilesiyle karşına çıkar. Başını ezmek için her an fırsat kollar. İşte o böyledir. Eğer sana bunu yapmaya kalkarsa. Ona dünyayı zindan et ve onu lime  lime doğra.”(shf 86) Ebu Berze el-Eslemi Zulümle küfrü, adaletle imanı eşleştiren Kur’an’ın baştan sona zulmü ve zalimi mahkûm eden mesajı, hangi gerekçeyle olursa olsun zulmü meşrulaştırmak isteyen herkesin suratında kıyamete kadar şaklayacak olan ilahi bir tokattır. Bu çarpık anlayışı zulmün öteki yüzü olan anarşi (fitne) bahanesiyle siyaset felsefesi haline getirip zulmü ve saltanatı meşrulaştıranlar, ümmetin bugün düştüğü bu vahim zilletin boyutlarını görselerdi, yaptıkları işin vebalinin ne denli büyük olduğunu anlarlardı. İmamet ve Saltanat bahsinde ayrı bir yeri olan Hz. Hüseyin’in  şahadeti hadisesini alelade bir olay olarak değil kökeni ta eskilere dayanan nübüvvet ve saltanat arasındaki mücadelenin bir devamı olarak ele almak gerek. Unutmamamız lazım gelen bir şey var: Bu tarihi olayların dün olduğu gibi değişik zaman ve mekânlarda farklı isimler arasında bugün de aynen yaşandığı ve kıyamete kadar da yaşanacak olması... Önemli olan şey, bu tarihi karşılaşmada kimin kimlerin safında yer aldığıdır. 

Bu Yazıyı Paylaşın:  Facebook Twitter Oyyla Blogger Google Tumblr
Yazarın Diğer Yazıları
18.9.2020 09:01:26
14.9.2020 13:31:42
9.9.2020 12:21:21
4.9.2020 11:33:47
1.9.2020 12:33:54
29.8.2020 10:56:13
27.8.2020 13:33:07
26.8.2020 13:29:58
24.8.2020 13:40:34
22.8.2020 15:36:13
17.8.2020 07:21:05
11.8.2020 14:04:11
22.7.2020 15:04:53
17.7.2020 15:04:54
8.7.2020 14:38:54
23.5.2020 12:39:57
20.5.2020 11:32:01
18.5.2020 13:08:30
17.5.2020 18:19:32
26.4.2020 15:42:14
19.4.2020 01:39:01
5.2.2019 09:18:16
2.9.2018 10:14:27
30.8.2018 10:34:07
17.8.2018 23:12:47
24.5.2018 12:36:35
20.5.2018 08:16:42
17.5.2018 10:48:48
8.3.2018 12:38:55
13.10.2017 18:38:32
16.9.2017 21:33:05
1.8.2017 08:03:26
17.3.2017 21:41:35
5.3.2017 01:41:16
2.9.2014 12:01:52
Okuyucu Yorumları
Okur Yorumları
Hava Durumu