• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
sirri ayhan

Kahta'dan Almanya'ya yolculuk

28.5.2020 14:41:12

 
sirri ayhan'ya yolculuk
bilgi@KahtaGundem.com . NOT: Yazısı
yanlış anlaşılmaktan dolayı, hazır
olmadan yayınlanmıştır.
Okuyucularımızdan
anlayışlarına sığınarak yazarımızın
gönderdiği haliyle yayınlıyoruz.
Değerli Ağabeyim  Sait Budak. Kahta'dan
Almanya'ya yolculuk
 
Hocam, ilerde becerebilirsem  Belki de
bir  Anı- anlatı- Romana benzer yazıların
toplamından olan ilginç bir dosya
düşünüyorum.  Kesin olan Kahta’nın belki
de 30-40 yılını işleyen bir çalışma olacak.  
Hiç bir şey olmazsa da yaşamda- iz bırakanlar veya karşılaştığım ilginç
şahsiyetlerden oluşacak  portreler olacak. İnsanların yaşam kesitlerinden alınmış, bazı
örneklerle zenginleştirilmiş denemelerden uluşacak. İlk baştan 10 kadar değerli
şahsiyeti yazmaya çalıştım. İleride bitirdikten sonra yaşayan veya kaybettiğimiz
şahsiyetlerin çevresinden insanların da biraz onayını alarak belki de biraz daha
zenginleştirerek toplu bir resim vermek istiyorum.
Bu konuda yazılarımı en azından okuyup sadece görüş ve önerilerinizi yazsanız bile
benim için yararlanacağım bir destek olur. Tabii zaman bulur da biraz daha sabırlı bir
şekilde okuma imkanınız olursa  biraz ince dokunuşlarla çok daha derli toplu, kalıcı bir
yazılar oluşur diye düşünüyorum.
Sizin gibi, değerli birkaç şahsiyetin bana bu konuda yönlendirici, iz gösterici
kıyıda köşede kalmış bir kaç şahsiyetin daha araştırılıp yazılmasına vesile olabilirsiniz.
Tabi ki bunu kendim düşünüyorum ve içimden geldiği gibi yazıyorum. Tek amacım
İnsanlık arşivine bir tuğla ekleyebilmek.  
Esas amacımda kendi öz yaşamımı  çoğunu yazdım. İnsan yaşamını olduğu gibi
çıplak bir şekilde yazabilirse ve kendi yaşamının direksiyonunu olumlu yönde
değiştirip maceraya atılırsa neler becerebildiğini göstermektir.
İnsanın, kendi yaşamımda sıfırın altından çıkıp, yeni değerler yaratabildiğini,
bunun diğer insanlara da esin olabileceğine inanıyorum.
En azından toplumuzdan yüzde 30'unu oluşturan, Babam, Üse Helime, Hese
Nurkadiye (Hasan Boğa - gibi çok olanakları olmasına rağmen cimrilik ve başka bazı
nedenlerle gençlerini yanlış yöne kaydırmaları, olanakları olduğu halde , yozluk,
yobazlıktan dolayı onların eğitimine engel olmaları mutlaka bilinci çıkarılıp
işlenmelidir. 
Ben babamı kötülemiyorum Onun dedelerinden, babasından ve çevrede
gördüklerini uyguladığı, eğitimin, eğitimsizliğin onda bıraktığı olumsuz etkilerdi. 
Neden? Kendilerini daha çok olumlu yönde değiştirmedikleri senin ,Mehmet Şahin,’in
Yıldırımları'n, Turanlı'ların, Ülgen, Özbek , Uluçay V.b çocukları gibi  daha toleranslı
okutup yetiştirmediler?
Eğer Sabri abimin okuma şansı olsaydı, Kahta’da insan ilişkilerin de ondan
daha üstün çok az insan vardı. Kahta’da  halkın yüzde doksanıyla kesintisiz , olumlu
ilişkisi vardı. (1970- 2000) Ben kendim o kadarını hiç beceremem.  O gelişkin kıvrak
zekasıyla, pragmatik, her yere girip çıkan ilişki, kurabilirken ben ve benim gibiler
bilerek bazı kesimlerden uzak duruyorduk. 
Bisikletçi Ağabeyim Müslim Ayhan rahat okuma imkanı bulabileydi o süper
zekası ile kim bilir şimdi nerelerdeydi? Bence o zekasıyla çok iyi bir ekonomist olurdu.

Çok zeki olup imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan onlarca Kahtalı hemşerilerimi
örnek verebilirim.
Kendi yaşantımdan kesitlerle başlayayım. Okula başladığımda 1 yıl öğretmenim
rahmetli Salih Süzen idi. 4 yıl ise rahmetli Nurettin Süzen benim öğretmenliğimi yaptı.
Rahmetle andığım öğretmenlerim ne yazık ki bize doğru dürüst bir eğitim veremediler.
(Gene de onları, okulda bizi ezdirmedikleri için minnettarım.) Sadece diploma sahibi
olduk. Ve hala yazılarımda karşılaştığım imla kurallarını öğrenemedim.
İki defa içeriden gitsin evinde ölsün diye bırakılan biriydim. Oradan askerlik,
çürük raporu ve iflas eden bir ciğer ile 40 yıllık astım hastası biriyim. 
Tesadüfen veya bilinçli bir seçimle  4-5 yıl Adana Ruh Sağlığı Hastanesinde (Dr. Ekrem
Tok) 657- tabii devlet memurluğu yaptıktan sonra anladım ki kafayı bende sıyıracağım,
‘’Her şeyi ‘tekmeleyip eşini-iki çocuğunu arkada bırakıp Almanya-macerasına çıktım.
Burada tutunma çocukları yanına alma ve bugüne geliş.
Eski eşim babamın amcasının kızıydı. Adana Kadirli ilçesinin bir köyünde
oturuyorlardı. Oradaki halkın bir kesimi, onları dışladığı için getto gibi kapalı yaşamış
ürkek yaşama, kendine güvensiz bir aile kızıydı. Teyzesi Hacı Mahmut Cambegi
Alabaş’ın karısı- xoxenin yeğeniydi Namaz kılıp, kimseye bakamayan bir kız, kadındı. (
Namaza karşı değilim. Ben kılmıyorum. Kılana da karışmam.) Hepsini adım adım-
yazdım. Kadın Almanya'da telkinlerimle başını açtı.  Kahta’da açtırmıştım. Almanya'da
bisiklet sürmeyi  öğrendi. Benden önce ehliyet almaya zorladım ve aldı. Sonra ben de
ehliyet (Sürücü belgesi ) aldım.
Önceleri, elini sıcak sudan soğuk suya koymayan ve çalışma ihtiyacı doymayan kadın,
sülalesinde ilk kez memur, olmuş kendince mutlu bir insan.
Sonra Mülteci olunca Türkiye’de istenmeyen bazı insanlar gibi, Almanya’da aynen bu
günkü Mülteci Suriye’lilerin  göründüğü gibi hırsız, sürüngen ve asalak, olarak
görülüyorduk.
 Ben taksiciliğe başladım. Oda tuvalet temizliyordu. (Çalışmak hiç ayıp değildir.)
Elleri kabarıyor ve alerjiden olduğu için zorlanıyordu. Mesleği de olmadığı için başka
iş yapamıyordu. Dil eğitimi alması için Dil okuluna gitti. Bende evde bir buçuk ve dört
yaşlarında ki çocuklarıma bir yıl annelik yaptım. Eşim ise  günde 10  saat dil okuluna
gidip geliyordu.
Taksiciliğe başladıktan sonra, onunda taksi sürücüsü olmasını talep ve teşvik
ettim.  Her engeli aşarak, belgeyi aldı, taksici oldu.  25 senedir Almanya’nın bir (NRW)
Eyaletinin Başkentinde Taksi süren ilk Kürt kadın taksici unvanı aldı.
Birlikte Üç kız çocuğu büyüttük. İkisi üniversiteyi bitirdiler. Biri Master yaptı. Diğeri de
Master yapmaya devam ediyor. Eğer birlikte, çalışamasaydık, onları pek okutamazdık
diye dile getiriyordu.
Hemşerilerine selam ve saygılarını iletiyordu.
Sırrı Ayhan .Düsseldorf
05 06 2020
 
 
 
 
 
 
 
 
Kahta'dan Almanya'ya yolculuk

sirri ayhan
Kahta'dan Almanya'ya yolculuk
28.5.2020 14:41:12 -
bilgi@KahtaGundem.com . NOT: Yazısı
yanlış anlaşılmaktan dolayı, hazır
olmadan yayınlanmıştır.
Okuyucularımızdan
anlayışlarına sığınarak yazarımızın
gönderdiği haliyle yayınlıyoruz.
Değerli Ağabeyim  Sait Budak. Kahta'dan
Almanya'ya yolculuk
 
Hocam, ilerde becerebilirsem  Belki de
bir  Anı- anlatı- Romana benzer yazıların
toplamından olan ilginç bir dosya
düşünüyorum.  Kesin olan Kahta’nın belki
de 30-40 yılını işleyen bir çalışma olacak.  
Hiç bir şey olmazsa da yaşamda- iz bırakanlar veya karşılaştığım ilginç
şahsiyetlerden oluşacak  portreler olacak. İnsanların yaşam kesitlerinden alınmış, bazı
örneklerle zenginleştirilmiş denemelerden uluşacak. İlk baştan 10 kadar değerli
şahsiyeti yazmaya çalıştım. İleride bitirdikten sonra yaşayan veya kaybettiğimiz
şahsiyetlerin çevresinden insanların da biraz onayını alarak belki de biraz daha
zenginleştirerek toplu bir resim vermek istiyorum.
Bu konuda yazılarımı en azından okuyup sadece görüş ve önerilerinizi yazsanız bile
benim için yararlanacağım bir destek olur. Tabii zaman bulur da biraz daha sabırlı bir
şekilde okuma imkanınız olursa  biraz ince dokunuşlarla çok daha derli toplu, kalıcı bir
yazılar oluşur diye düşünüyorum.
Sizin gibi, değerli birkaç şahsiyetin bana bu konuda yönlendirici, iz gösterici
kıyıda köşede kalmış bir kaç şahsiyetin daha araştırılıp yazılmasına vesile olabilirsiniz.
Tabi ki bunu kendim düşünüyorum ve içimden geldiği gibi yazıyorum. Tek amacım
İnsanlık arşivine bir tuğla ekleyebilmek.  
Esas amacımda kendi öz yaşamımı  çoğunu yazdım. İnsan yaşamını olduğu gibi
çıplak bir şekilde yazabilirse ve kendi yaşamının direksiyonunu olumlu yönde
değiştirip maceraya atılırsa neler becerebildiğini göstermektir.
İnsanın, kendi yaşamımda sıfırın altından çıkıp, yeni değerler yaratabildiğini,
bunun diğer insanlara da esin olabileceğine inanıyorum.
En azından toplumuzdan yüzde 30'unu oluşturan, Babam, Üse Helime, Hese
Nurkadiye (Hasan Boğa - gibi çok olanakları olmasına rağmen cimrilik ve başka bazı
nedenlerle gençlerini yanlış yöne kaydırmaları, olanakları olduğu halde , yozluk,
yobazlıktan dolayı onların eğitimine engel olmaları mutlaka bilinci çıkarılıp
işlenmelidir. 
Ben babamı kötülemiyorum Onun dedelerinden, babasından ve çevrede
gördüklerini uyguladığı, eğitimin, eğitimsizliğin onda bıraktığı olumsuz etkilerdi. 
Neden? Kendilerini daha çok olumlu yönde değiştirmedikleri senin ,Mehmet Şahin,’in
Yıldırımları'n, Turanlı'ların, Ülgen, Özbek , Uluçay V.b çocukları gibi  daha toleranslı
okutup yetiştirmediler?
Eğer Sabri abimin okuma şansı olsaydı, Kahta’da insan ilişkilerin de ondan
daha üstün çok az insan vardı. Kahta’da  halkın yüzde doksanıyla kesintisiz , olumlu
ilişkisi vardı. (1970- 2000) Ben kendim o kadarını hiç beceremem.  O gelişkin kıvrak
zekasıyla, pragmatik, her yere girip çıkan ilişki, kurabilirken ben ve benim gibiler
bilerek bazı kesimlerden uzak duruyorduk. 
Bisikletçi Ağabeyim Müslim Ayhan rahat okuma imkanı bulabileydi o süper
zekası ile kim bilir şimdi nerelerdeydi? Bence o zekasıyla çok iyi bir ekonomist olurdu.
 
Çok zeki olup imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan onlarca Kahtalı hemşerilerimi
örnek verebilirim.
Kendi yaşantımdan kesitlerle başlayayım. Okula başladığımda 1 yıl öğretmenim
rahmetli Salih Süzen idi. 4 yıl ise rahmetli Nurettin Süzen benim öğretmenliğimi yaptı.
Rahmetle andığım öğretmenlerim ne yazık ki bize doğru dürüst bir eğitim veremediler.
(Gene de onları, okulda bizi ezdirmedikleri için minnettarım.) Sadece diploma sahibi
olduk. Ve hala yazılarımda karşılaştığım imla kurallarını öğrenemedim.
İki defa içeriden gitsin evinde ölsün diye bırakılan biriydim. Oradan askerlik,
çürük raporu ve iflas eden bir ciğer ile 40 yıllık astım hastası biriyim. 
Tesadüfen veya bilinçli bir seçimle  4-5 yıl Adana Ruh Sağlığı Hastanesinde (Dr. Ekrem
Tok) 657- tabii devlet memurluğu yaptıktan sonra anladım ki kafayı bende sıyıracağım,
‘’Her şeyi ‘tekmeleyip eşini-iki çocuğunu arkada bırakıp Almanya-macerasına çıktım.
Burada tutunma çocukları yanına alma ve bugüne geliş.
Eski eşim babamın amcasının kızıydı. Adana Kadirli ilçesinin bir köyünde
oturuyorlardı. Oradaki halkın bir kesimi, onları dışladığı için getto gibi kapalı yaşamış
ürkek yaşama, kendine güvensiz bir aile kızıydı. Teyzesi Hacı Mahmut Cambegi
Alabaş’ın karısı- xoxenin yeğeniydi Namaz kılıp, kimseye bakamayan bir kız, kadındı. (
Namaza karşı değilim. Ben kılmıyorum. Kılana da karışmam.) Hepsini adım adım-
yazdım. Kadın Almanya'da telkinlerimle başını açtı.  Kahta’da açtırmıştım. Almanya'da
bisiklet sürmeyi  öğrendi. Benden önce ehliyet almaya zorladım ve aldı. Sonra ben de
ehliyet (Sürücü belgesi ) aldım.
Önceleri, elini sıcak sudan soğuk suya koymayan ve çalışma ihtiyacı doymayan kadın,
sülalesinde ilk kez memur, olmuş kendince mutlu bir insan.
Sonra Mülteci olunca Türkiye’de istenmeyen bazı insanlar gibi, Almanya’da aynen bu
günkü Mülteci Suriye’lilerin  göründüğü gibi hırsız, sürüngen ve asalak, olarak
görülüyorduk.
 Ben taksiciliğe başladım. Oda tuvalet temizliyordu. (Çalışmak hiç ayıp değildir.)
Elleri kabarıyor ve alerjiden olduğu için zorlanıyordu. Mesleği de olmadığı için başka
iş yapamıyordu. Dil eğitimi alması için Dil okuluna gitti. Bende evde bir buçuk ve dört
yaşlarında ki çocuklarıma bir yıl annelik yaptım. Eşim ise  günde 10  saat dil okuluna
gidip geliyordu.
Taksiciliğe başladıktan sonra, onunda taksi sürücüsü olmasını talep ve teşvik
ettim.  Her engeli aşarak, belgeyi aldı, taksici oldu.  25 senedir Almanya’nın bir (NRW)
Eyaletinin Başkentinde Taksi süren ilk Kürt kadın taksici unvanı aldı.
Birlikte Üç kız çocuğu büyüttük. İkisi üniversiteyi bitirdiler. Biri Master yaptı. Diğeri de
Master yapmaya devam ediyor. Eğer birlikte, çalışamasaydık, onları pek okutamazdık
diye dile getiriyordu.
Hemşerilerine selam ve saygılarını iletiyordu.
Sırrı Ayhan .Düsseldorf
05 06 2020

Haci Ağabey bu yazıyı böyle yayınlayabilsen

Bu Yazıyı Paylaşın:  Facebook Twitter Oyyla Blogger Google Tumblr
Yazarın Diğer Yazıları
Okuyucu Yorumları
Okur Yorumları
Hava Durumu