• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
Mehmet ULUÇAY

KURTULUŞ SAVAŞINDA HAVZA GÖRÜŞMESİ

2.9.2018 10:14:27

  Kurtuluş Savaşında Havza Görüşmesi

 

I.Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim'de Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını fütursuzca paylaşmışlardır. Daha sonra 32 devletin katılımıyla 18 Ocak 1919'da başlayan Paris Konferansı'nda, Anadolu'yu paylaşma planları yapılmıştır. Çok geçmeden bu devletler birbirlerine düşmüşler, hatta birbirlerinden habersiz Anadolu'yu işgal etmişlerdir. Bilindiği gibi, Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a giderek, Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır. Savaş, Türkler için son derece olumsuz şartlarda başlamıştır. Ülke, I.Dünya Savaşı'nda galip gelen İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. İngiltere tarafından kışkırtılan Yunanistan, Anadolu'ya saldırıya başlamıştır. Tüm bu saldırıları önlemek için silah gücüne ihtiyaç vardı. Ancak Türk milleti yaklaşık 8 yıldan beri sürekli savaş halindeydi. 1911-1912'de İtalya ile Trablusgarp Savaşı, 1912-1913'de dört Balkan Devleti (Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan) ile Balkan Savaşları ve ardından 1914-1918'de I.Dünya Savaşı yaşanmıştır. 124 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000001467 Selda KILIÇ DTCF Dergisi 56.1 (2016): 124-Türk milleti, ulusal savaş yıllarında parasal imkânsızlıklar içindedir

“Orduları terhis edilmiş. Silahlarına el konulmuş, Liman ve demir yolları şgal edilerek ülke nefes alamaz duruma getirilmiştir”(M.U)

Havza da Mustafa  Kemal  DÜŞMANI azatmak dosları çoğaltmak prensibini  hedefler.

  Hatta Atatürk’ün yakınındaki arkadaşlarından bir kısmı, parasızlık içinde bu savaşın kazanılamayacağını düşünmektedirler. Atatürk’ün bu konu ile ilgili olarak 1926 yılındaki şu sözleri önemlidir: Ankara’da bulunduğum zaman, değerli topraklarımızı her yönden sarmış ve işgal etmiş düşman ordularının vatan topraklarından atılmasından bahsediyordum. Yanındakiler - Ne kadar paran var? - Nereden ve nasıl para bulabilirsin? Sorularını sormuşlardır. Benim cevabım şu idi: Türk Milleti kendi hayat ve kurtuluşuna yönelik girişimleri başarabilecek güce sahiptir (Kocatürk 13). Sonuçta, Kurtuluş savaşı tüm olumsuz koşullara, imkânsızlıklara rağmen milletin iflah olmaz gayreti neticesinde kazanılmıştır. Kurtuluş savaşı için yapılan yardımlar bilindiği gibi esas olarak, iki kaynaktan temin edilmiştir. Bunlardan biri; yurtiçi diğeri de yurtdışı kaynaklardır. Ağrılıklı olarak iç yardımlar kullanılsa da, yurtdışından da yardım sağlanmıştır. Yardım yapan bu ülkeler arasında başta Sovyet Rusya olmak üzere, Fransa, İtalya, Hindistan, Azerbaycan ve Kıbrıs da bulunmaktadır (May 8). Bu çalışmamızda Sovyet Rusya’dan gelen yardımlar üzerinde durulacaktır. Sovyetlerden gelen yardımlar, erzak, savaş malzemeleri ve para yardımları şeklinde olmuştur. Erzurum ve ardından Sivas Kongrelerinde ilk kez dış yardımların gerekliliği üzerinde durulmuştur. O dönemde, dış yardım istenebilecek iki devlet bulunmaktaydı. Bunlardan ilki Amerika Birleşik Devletleri, ikincisi de Sovyet Rusya’dır. Sovyetler Birliği’nin doğrudan doğruya Türkiye üzerinde çıkarları söz konusu değildi, ancak, ulusal savaşımızın sonucu onları etkileyecekti. Çünkü ülkemizi işgal edenler, Sovyetlerin de savaştığı devletlerdi. Anadolu’da savaşın yitirilmesi, Sovyetlerin güney sınırlarının güvenliğinin ortadan kalkması demekti. Bu nedenle Sovyetler Birliği, Anadolu’nun yardım önerilerine sıcak bakıyordu. Ayrıca, 1919 yılının sonu ile 1920 yılının başında ortaya çıkan bir Türk-Sovyet yakınlaşması ihtimali, özellikle İngiltere’de büyük bir endişe ile karşılanmış, hatta 1920 Mayısında Londra’da bir Sovyet-İngiliz anlaşmasının görüşmeleri yapılırken, Selda KILIÇ DTCF Dergisi 56.1 (2016): 124-143 126 başbakan Lyod George, bu anlaşmaya, Sovyetlerin Kemalistlere yardım etmemesi şartını koydurmak istemiş ve Sovyetler de bunu reddetmişlerdi. Mondros bırakışmasından sonra, Moskova ile İstanbul Hükümetleri arasındaki resmi ilişkiler kesilmiştir ve Türk-Rus ilişkileri ancak Ankara Hükümeti’nin kurulmasıyla yeniden başlayacaktır (Mütercimler 101-102). Sovyet Rusya’nın Türk Kurtuluş savaşına ilgi duymasının bazı nedenleri vardır; bunların başında Türk İhtilalı’nın, Sovyetlerin Ekim İhtilalı’nın bir kopyası ve devamı olabileceğini düşünmeleridir. O dönemde çıkan “İzvestia” gazetesinde bu konuda yazılar çıkmıştır. Bunun yanında Anadolu’daki milli mücadelenin, Sovyetlerin de düşmanı olan İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan’a karşı olması Sovyet yöneticilerinin ilgilerini artırmaktadır. Bundan başka, Ruslar, Türk Kurtuluş Savaşı’na yardımla, yeni rejim Rusya’daki Türk-Müslüman halklara daha sempatik gösterilecekti.

 İlk Sovyetlerle görüşmenin bazı anılarda Havza’da Mustafa Kemal ile Rus Albay Budiyenni başkanlığında bir heyetle yapılmıştır. Albay Budiyenni: “Rusya’nın bütün ihtiyaçlarınızı tamamlamağa hazır olduğunu size arz etmek isterim. Yeter ki, siz de bizim arzularımızı yapınız. Padişahlığı, halifeliği lağvediniz, komünistliği ilan ediniz” demektedir. Ancak, Mustafa Kemal Paşa’nın Albay Budiyenni ile Havza’da buluştuğuna dair herhangi bir belge mevcut değildir. İkinci olarak da Sovyetler tarafından İstanbul’a gönderilen Albay İlyaçef ise, daha çok eski ittihatçılar tarafından kurulan “Karakol Cemiyeti” ile ilişki kurmuştur (Müderrisoğlu 521-524). Rus Zabiti Kahiref’in 25/ Nisan/ 1337 (1919) tarihinde TBMM Hükümetine yazdığı mektubunda, İstanbul’daki Rusların Anadolu’daki Türklere ve onların istiklal mücadelelerine karşı çok samimi hisler beslediklerini ifade etmektedir (TİTE, A2,51/141). Aslında Sovyet yöneticileri Anadolu’da başlayan mücadelenin doktrinci değil, bir milli kurtuluş hareketi olduğunu anlamışlardı. Düzenledikleri raporda, Anadolu’daki milli hareketin batıdaki anlamı ile bir sınıf mücadelesi ve bir sosyal ihtilal olmadığını belirtmişlerdir. Yani, Sovyetler, Anadolu’da başlayan Milli Mücadelenin, kendi Ekim İhtilallerinin etkisiyle değil, milli bağımsızlık için yapılmakta olduğunu anlamışlardı. O nedenle de Rusya, ulusal bağımsızlığı için batı emperyalistlerine karşı silaha sarılan Türkiye’yi doğal müttefik sayıyorlardı. Bundan dolayı da Milli Mücadeleye sempati ile bakıyorlar, başarıya ulaşmasını istiyorlardı (Müderrisoğlu 525-526). Selda KILIÇ DTCF Dergisi 56.1 (2016): 124-143 127 Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü arşivindeki bir belgeye göre, Ruslar İstanbul’un işgali ile birlikte, Türklere yardım imkanının ne suretle olacağı meselesi üzerinde durmuşlardır. Gönderilmesi mümkün ise, Rus Beyaz ordusundan bazı efradın Anadolu’ya geçerek, cepheye gitmesinin uygun olacağıdır. Eğer kendilerine burada para, iaşe ve elbise yardımı yapılırsa, Anadolu’ya gidebileceklerdir. Hatta bunlardan İstanbul’da bunların suçluları hariç olmak üzere asayişin temininde de faydalanılabilir. Hiç olmazsa buradaki Ruslar arasında bulunan Müslümanlardan Anadolu’da asker olarak yararlanmak lazımdır (TİTE, A2,51/141). Silah ve askeri malzemelerin ucuz fiyatla Anadolu’ya devri mümkündür. Yedi pilli tayyarenin Anadolu’ya gönderilmesine çok çalışılmış, ancak İstanbul’da İngiliz işgalinin başlaması ile bu mümkün olamamakla birlikte, ilk fırsatta bu da sağlanabilecektir. (TİTE, A2,51/141) Ayrıca, Yunanlıların, Rusların Türklere yardım etmelerinden korktukları ve Bolşeviklerle yapılan Anadolu ittifakını bozmak için ellerinden geleni yapacağına dair 23/ Nisan/ 337 (1919) tarihli bir istihbarat raporu da bulunmaktadır (TİTE, A2,51/141). Kurtuluş Savaşı süresince, Sovyetlerden gelen silah ve cephane yardımları, Anadolu hükümeti tarafından kaydedilmiştir (Özalp 219; Müderrisoğlu 549). (Ayrıntılı listesi bulunmaktadır) Buna göre: Tüfek (adet): 37.812 Ağır ve hafif makineli Tüfek(Adet): 324 Mermi (sandık): 44.578 Top (adet): 66 Mermi (adet): 141.173 Kama (adet): 11 Sovyet Belgelerine göre ise, savaş süresince Anadolu’ya gönderilen yardımlar şöyledir (Armaoğlu, Siyasi Tarih 1789-1960 630):

      Tüfek: 39.325 Tüfek Mermisi: 62.986.000 Top: 54 Top Mermisi:147.079 100 Atımlık Top Barutu El Bombası: 4.000 Şarapnel mermisi: 4.000 Makineli Tüfek: 327 Gaz Maskesi: 20.000 Selda KILIÇ DTCF Dergisi 56.1 (2016): 124-143 128 Kılıç:1.500 Külçe Altın: 200,6 kilogram (Eylül 1920’de) Altın Ruble: 10.000.000 (Nisan 1921’den, Mayıs 1922’ye kadar) Sovyet yardımlarındaki iki kaynakta verilen bilgilerin birbirinden farklı olması, muhtemelen yardım malzemelerinin kayıtlara değişik isimlerle geçmiş olmasından kaynaklanmaktadır (Yaman 138-139). Zaten Türk ve Sovyet resmi belgelerindeki miktarlar karşılaştırıldığında belirtilen miktarların birbirine yakın olduğu da görülmektedir (Müderrisoğlu 550). Mustafa Kemal Paşa, 26 Nisan 1920 tarihinde Lenin’e yazdığı mektupta Sovyetler Birliği’nin, emperyalizme karşı savaşan Türkiye’ye yardımda bulunulacağına inandığını belirtmiş; 5.000.000 altın lira ile, görüşmeler sonucu miktarı sonradan saptanacak silah ve cephane, askeri teknik malzeme, birliklerin gereksinimlerini karşılayacak gıda malzemeleri isteminde bulunmuştu (Alsan 24; Goloğlu 249). 18-22 Haziran 1919 tarihli Amasya’da yapılan toplantıda ilk olarak Sovyet Rusya yardımı da görüşülmüştür. Toplantıya Mustafa Kemal Paşa’nın yanında XX. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, Eski Donanma Bakanı Rauf Bey ve bir heyet katılmıştır Selda KILIÇ Prof. Dr., Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü, skilic@ankara.edu.tr

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaşın:  Facebook Twitter Oyyla Blogger Google Tumblr
Yazarın Diğer Yazıları
2.9.2018 10:14:27
30.8.2018 10:34:07
17.8.2018 23:12:47
24.5.2018 12:36:35
20.5.2018 08:16:42
17.5.2018 10:48:48
8.3.2018 12:38:55
13.10.2017 18:38:32
16.9.2017 21:33:05
1.8.2017 08:03:26
17.3.2017 21:41:35
5.3.2017 01:41:16
2.9.2014 12:01:52
Okuyucu Yorumları
Okur Yorumları
Hava Durumu