• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
Nusret KARABİBER

KUR'AN-I OKUMAK VE ANLAMAK

18.3.2017 20:19:18

 KUR'AN-I OKUMAK VE ANLAMAK

 

(Seher Vakti-Karanlıkta Işık Olunca)

Kalb deryasında derin dalgalar oluşunca, gönül keşkülündeki bir damladan koptu bir gürültü bir vaveyla, aksi düştü ak kâğıt üstüne. Sen gel de bunu fehmeyle, söze getir de bilene söyle. Görelim hele nice bir hikmettir, hak kelamını söyle.  İşte böyledir Kur'an hikmeti, lal olanları söyletir. İnsanın basiret gözünü açar, evren nurlanır, "esfeli sefilin" halinden çıkıp "takvimi ahsan" makamına çıkar; burdan kendisine, insanlara cümle yaratılmışa bakar, rahmeti Rahmana erer, karşılıksız insanlığın hizmetine koşar.  Akledersen, düşünürsen bulur ve varırsın. Yaratanın yarattıklarıyla anlaşırsın. Tek çiçeğin, tek kuşun ve bir cins insanın olmadığını, bunların çok ve farlı olduğunu, herbirinin kendi dillerinde öttüklerini, birlikte var olduklarını ve birbirini tamamladıklarını, hizmet ettiklerini görür ve"yaratılmışı seversin yaratandan ötürü". Allah, Kur'ân-da her seviyedeki insanın anlayabileceği şekilde açık ve sade, anlaşılır bir dil ile hitap etmektedir. Bu dil, aynı zamanda zengin ve derin anlamlar taşır.

Bu dil, o dönemin Arapları için gayet açıktır ama Arap olmayan kavimler için de açıklama ve ruhsat vardır. Yemeğin yağına ve tuzuna ayar gerekir. Kur'an okunup anlamak ve itaat etmek için vardır. Maksat zarftan ibaret değildir. Zarf mektupsuz, içeriksiz olmaz. Sadece okumanın, dinlemenin, huşu içinde düşünmenin de insan ruhunda bir derin etkisi vardır. Ama yeterli değildir. Kur'an bazı törenlerin ikmali ve bazı işlemlerin mührü için şarttır ama mutlaka sözün/kelamın anlamı bilinmeli. Bilinmeli ki özümsensin. Özümsensin ki insanın duygu ve düşüncesine yerleşip doğru yola sevk etsin, bunda sebatkâr kılsın. Dilin ahengi, sözlerin uyumu, vurgunun ve hikmetin sırrı böylece anlaşılsın.  Kur'an öğrencisi, bir hak yolcusudur, bilenle bilmeyen bir olmaz; görenle görmeyen, işitenle işitmeyen, amel edenle etmeyen bir olmaz. İyiyi takdir ve teşvik, yanlışı men etmeden olmaz. Mümine, Müslime, düşküne, insana, cümle yaratılmışa yardımetmeden olmaz. Kendi mesuliyetini bilmeden her olumsuza karışmak ve de boyun eğmek olmaz.

Önce"la" diyecek, yani mevcut düzensizliğe ve zalimliğe "yok" diyecek ve bunu "Allaha" güvenerek diyecek."La ilahe illallah" ile hak için, insanlık için "kıyam" edecek.   Cebrail-Kur'an, Hz. Muhammedi uyandıracak ve inşa edecek. Sonra "oku" diyecek, aktan okuyacak; önce kendisini, sonra ailesini, giderek çevresini, toprağını, semayı, gezegenleri, insanları, hâsılı tüm kâinatı okuyacak, hakkın hikmetine varacak ve bir "münci/kurtarıcı/müjdeci" olarak dünya sahnesinde "Rabbin Kelamı"nı ilan edip insanları davet edecek. Bunda hatır, menfaat ve ille de korku olmayacak."Vallahi ve billahi, bir eline güneşi ve diğer eline de ayı koysanız" gene bildiğini, bulduğunu söyleyecek, kim ne der ve yaparsa yasın, işte meydan… Hak aşikârdır, hak olanı söyleyecek. Böylece "âlemlere rahmet" olacak, böylece insanlığa örnek ve rehber olacak. Bu nedenle Hak Teâlâ onu koruyacak ve o da Hak kelamını tebliğ ve tatbik edecek. İşte budur Kur'an-ın bir nağmesi ve hikmeti… 

Bu Yazıyı Paylaşın:  Facebook Twitter Oyyla Blogger Google Tumblr
Yazarın Diğer Yazıları
31.8.2018 13:51:06
18.3.2017 20:19:18
29.6.2016 12:43:23
Okuyucu Yorumları
Okur Yorumları
Hava Durumu